banner84

banner85

banner86
15 Aralık 2018 Cumartesi

Yerli helikopterin ilk uçuşa katılan pilotlar ağladı

İstanbul’da yerleşim Byzantion’dan daha önce başladı

İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölüm Başkanı ve Göçebe Kurgan Arkeoloji Uzmanı Prof.Dr. Şevket DÖNMEZ katılmış olduğu bir radyo programında Türk Tarihi hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu.

15 Şubat 2018 Perşembe 16:49
İstanbul’da yerleşim Byzantion’dan daha önce başladı
banner87

Anadolu pek çok medeniyetin yaşandığı bir yer, bunların hepsi üst üste birike birike Türkiye halkını oluşturmuştur. Türkler Anadolu’ya geldiklerinde tabii bu bugünkü Türkiye Türkleri’nin atası Oğuz ve Türkmenlerdir. Önceleri 8-12 arası yerli halk olsa da çoğunluğu Türkler oluşturuyordu. Zamanla Türk milleti ortaya çıkmış ve diğerleri kiracı Türkler ise ev sahibi olmaya devam etmiştir.
Haliyle ev sahibi olan millet misafir ve emanetleri koruma görevini üstelenmiştir.
Osmanlıyı kuranlarında öz be öz Türkler olduğunu belirten Dönmez, zaten devlet kurmak ve bağımsızlık Türklerin karakteristik özelliğidir.
Her ne kadar Fars ve Arap etkisinde kalan bir lehçemiz olsa da Osmanlı bir Türk devletidir. Yani Anadolu tarihi biz Türklerindir.
Arkeoloji yeni bir bilim dalı olmasına rağmen Osmanlı döneminde entelektüel bir ressam olan Osman Hamdi Bey ‘le başlamıştır. 1880’lerde Arkeoloji Müzesi’ni açmıştır.
Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de Arkeolojiye önem verdiğini bunun en bariz kanıtının Türk Tarihi tetkik Cemiyeti’ni kurmakla göstermiştir.
Anadolu Ermenileri isimli kitabında Oluz Höyük  kazılarını ve Ermeni –Osmanlı ilişkilerini anlatan, bu konuda Ermenilerin Osmanlı Devleti’nin kayıtlarına ‘’Devlet-i Sadıka’’ olarak geçmesi ortamı germeye çalışan Ermeni Diasporasına en güzel cevaptır. Ünlü tarihçi Heredot , Ermeniler Friglerin  Batıya göçmüş koludur der..
Bizlerde aynı şeyleri söylüyoruz zaten, kitabımda özellikle bu konuyu detaylarıyla anlattım. Çok ses getirdi ve arkelojik belgelerle ermeni diasporasının tezini çürütmüş olduk.
Bizler Türk Milleti olarak artık kendi tarihimizi en sağlam belgeler ışığında yazmaya başaldık. Özellikle İstanbul’da başlayan alt yapı çalışmaları ve metro çalışmaları nedeniyle İstanbul tarihi daha yakından incelenmeye başlandı.
"İstanbul’a ilk yerleşimi kuran ve medeniyeti getiren topluluk Yunanlılar değildir’’
 
Yaklaşık 10 yıldır İstanbul üzerine çeşitli çalışmalar yaptığını ifade eden Dr. Şevket Dönmez, "Çalışmalarımda İstanbul üzerine yazılmış bir kitap okuduğumda hep, İstanbul’un tarihi Byzantion ile başlar ve eski Yunanları hatırlatan yazılar olur gibi klişe ibareler görüyorum. Orta Yunanistan’dan gelmişler ve Byzantion’u kurmuşlar. Hep böyle romantik bir hikaye ile İstanbul tarihi anlatılmaya başlanır. Fakat biz arkeolojik bulguları incelemeye başladığımızda durumun böyle olmadığını fark ettik. Yaklaşık 2002- 2003 yıllarından itibaren özellikle Sultanahmet bölgesindeki arkeolojik bulgulara baktığımızda bunların günümüzden yaklaşık 6 bin yıl önceye kadar uzandığını gördük. Orada bazı insan yüzlü çömlekler gördük ve bunun üzerine çalışmalarımızı devam ettirdik. Bu sürecin aslında sürekli olduğunu ve o bölgenin hiçbir zaman ıssızlaşmadığını, her zaman insan hareketlerine maruz kaldığını ve belirli yerleşmeler olduğunu anladık. Tabi bizim bahsettiğimiz dönemde daha Ayasofya yok, Hipodrom yok, Sultanahmet Camii yok ve orası insan yerleşimine uygun boş bir arazi’’ dedi.
‘‘İstanbul’da yerleşim Byzantion’dan daha önce başladı’’
‘‘ Bu araştırmaların üzerine 658 yılında Byzantion başladığı iddia edilen bu yerleşim ilişkilerini inceledim" diyerek sözlerini sürdüren Dönmez, ‘‘Yunanlardan önce olan bu yerleşimin de Byzantion’dan çok daha önce tarihlenmesi gerektiğini anladım. Bu varlığını fark ettiğim eski yerleşme ile Milattan Önce 658’de kurulan Byzantion’un ilişkisini irdelediğimde İstanbul yerleşiminin daha önce başladığını fark ettim. Bir takım çengelli iğneler, Yunanlılara ait olmayan çanak çömlek parçalarının bulunduğunu gördüm. Bunlar bizlere eski bir yerleşimin hatıraları ve arkeolojik kimlikleriydi. Daha sonrasında bu eski yerleşimin adını öğrenmek üzerine araştırmalara başladım ve İstanbul ile ilgili antik kaynakları taradım. Bu çalışma esnasında İstanbul ile ilgili yazılmış, İstanbul’un adı geçen bazı kaynaklarda Tharakion isminde bir yer isminin, meydan isminin varlığına rastladım’’ ifadelerini kullandı.
‘‘Tharakion’un kapısının Tharakion adı verilen bir yerleşmeye açıldığını düşünüyoruz’’
Bu araştırmaların öncesinde Tharakion isminde herhangi bir yerleşime, mevki ya da ırmak adına rastlamadığını belirten Dönmez, ‘‘Bunun ne olduğunu araştırdım ve bir Tharakion kapısı olduğunu fark ettim. Bu kapı bugün Ayasofya ile Aya İrini arasındaki Bab-ı Humayun’un olduğu yere denk geliyor. İncelediğim On Binlerin Dönüşü adlı bir eserde Tharakion meydanından ve orduların toplandığı büyük geniş bir meydandan bahsediliyor. Tarihi yarımada da bu kadar geniş bir meydanın olabileceği tek yer Sultanahmet ve Ayasofya düzlüğü. Bu meydan ve kapıyı birleştirince sanki İstanbul Byzantion hatırasında yaşamış Tharakion isminde bir yerleşmenin olabileceğini düşünmeye başladık. Tabi Tharakion kapısı önemli çünkü eski yerleşimlerde kapılar gidilecek yerin ismini alır. Örneğin Edirnekapı, Edirne’ye giden yolun başlangıcındadır. Bu bakımdan Tharakion da muhtemelen Tharakion adı verilen bir yerleşmeye açılıyordu ve çok da uzak olmayan bir yerleşmeydi’’ diye konuştu.
‘‘Daha derin arkeoloji çalışmaları ve kazılar yapılması gerek’'
İlk defa İstanbul tarihinde Yunan öncesi bulguların bir arkeolojik kimlik kazanmaya başlandığını ve tarihsel coğrafya anlamında da bir bütünlüğe ulaştığını ifade eden Dönmez, ‘‘Tharakion yerleşmesi tam nerededir onu bilmiyoruz ama yerini tahmin ediyoruz. Bu yerleşimin Byzantion ile olan ilişkisini tarihsel süreç ile ilişkisini anlamak için mutlaka daha derin arkeolojik çalışmalar ve kazılar yapılması gerek. Bu süreçte biz Byzantion tarihinde Tharakion ismini izleyebildiğimize göre, muhtemelen Byzantion genişlediğinde bu Tharakion yerleşmesi de kentin herhalde önce bir mahallesi oldu sonra bir meydana dönüştü. Bu İstanbul tarihi için önemli bir gelişme. Çünkü bu güne kadar bize hep İstanbul Tarihinin hep Yunanlılarla başladığı anlatıldı ama bize bunun arkeolojik bulgularını çok sunamadılar. Şimdi bir takım arkeolojik bulgular da var, bunlar üzerine de çalışıyoruz. Bu daha çok romantik bir söylem, bizlere İstanbul’un Arkeo politikasını şekillendiren bir söylem. Yani arkeolojiyi politik amaçlar doğrultusunda kullanmak ve güncel politikayı şekillendirmek olarak tanımlanabilir’’ ifadelerini kullandı.
‘‘İstanbul’u kuran ilk insanlar yerli ve bu toprakların insanları’’
İstanbul’un tarihinde her zaman Yunan varlığının olduğunu fakat İstanbul’a ilk yerleşimi kuran, ilk medeniyeti getiren topluluğun Yunanlılar olmadığını belirten Dönmez, "Bu coğrafya çok özel ve stratejik bir coğrafya, her zaman bu coğrafyada insanlar vardı. Tharakion ismi de bu İstanbul’u kuran ilk insanların yerli olduklarını, bu toprakların insanları olduklarını ve Trakyalı olduklarını gösteriyor. Bu bakımdan İstanbul tarihi için önemli bir keşfin eşiğindeyiz gibi görünüyor. Artık biz İstanbul tarihinin Byzantion ile değil daha erken bir yerleşmeyle başladığını ve bu tartışmaların artık başlaması gerektiğini düşünüyoruz. İstanbul ile ilgili bu Tharakion çalışma Türkiye’nin tek ulusal akademisi olan Türkiye Bilimler Akademisi’nin arkeoloji dergisinde yayınlandı. Uluslararası bir dergidir bunu burada yayınlamamızın sebebi, bu durumun bilim dünyasında tartışılmaya başlanması gerektiğini anlatmaya çalışmamızdır. İstanbul tarihine artık yeni bir sayfa açılması gerektiğiyle ilgili bilimsel düşüncelerimizdir’’ diye konuştu.
 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV

banner83

banner66

banner67